Velayet Davaları Nedir?

Av. Ceren YANIK > Makaleler > Velayet Davaları Nedir?
  • Velayet Davaları Nedir?

  • Ocak 27, 2024
Paylaş
Her türlü avukatlık ve danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçin. Whatsapp: 0545 190 06 07
VELAYET HUKUKU
Velayet ; anne ve babanın birlikte veya tek başına çocuğun kişiliği veya malları üzerinde sahip olduğu hakları, borçları ifade eden kavramdır. Velayet ve vesayet her ikisi de temsil kurumunu ilgilendirir; ancak velayet ile vesayet arasında iki temel ayrım vardır.

Velayet denildiği zaman anne ve baba anlaşılır. Vasi de üçüncü şahıs görev yapar, vasinin sorumluluğu velayete göre daha ağırdır. Vasi, veliye nazaran çocuk ile yaptığı işlemler dolayısıyla çok daha sıkı denetime tabidir.

TMK 463 maddesindeki işlemleri yapabilmek için anne veya baba hakimden izin almak zorunda değilken vasi izin almak zorundadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Ebeveynlerin Velayet Sorumlulukları Hakkında Tavsiye Kararı Ekinde velayet, bir ödevler ve yetkiler toplamı olarak şu şekilde ifade edilmiştir. Ebeveynlerin velayet hakları ifadesi, özellikle çocuğu bakıp gözetmek, çocukla kişisel ilişki kurup sürdürmek ve çocuğa eğitimini, barınmasını sağlamak, yasal temsilciliğini yapmak ve mal varlığını yönetmek suretiyle, çocuğun manevi ve maddi esenlik ve refahını güvence altına almayı amaçlayan bir ödevler ve yetkiler toplamıdır.

Velayet hakkı anne ve babaya tanınmıştır. Çocuğun mallarını anne ve baba yönetir. Örneğin: çocuğun adının konması velayet hakkı kapsamındadır. Çocuk isminde anne veya baba anlaşamazsa aile mahkemesine başvurarak hakim müdahalesini isteyebilir.

Buna göre anne ve babanın evli olduğu durumlarda velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanılır Ortak hayata son verilmesi veya ayrılık halinde hakim eşlerden birine velayeti verebilir Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir Çocuğun korunmasına yönelik önlemlere dair hükümler ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı saklıdır Eşler birlikteyken velayeti ortak kullanır. Çocuğun hak ve borçlarını birlikte üstlenir; ancak eşler ayrıldığında durum farklılaşmaktadır. Boşanma davalarındaki en hassas konu velayettir.

Boşanma davası sırasında velayet çocuğun yararına olacak şekilde düzenlenir. Hangi tarafta kalması çocuk için daha sağlıklıysa velayet o eşe bırakılabilir ancak koşullar değiştiğinde şartlar çocuk aleyhine durumlar yaratırsa boşanma davası kesinleşse bile süreye tabi olmadan velayeti elinden bulundurmayan taraf her zaman velayetin değiştirilmesi davası açabilir. Velayetin değiştirilmesi davası süreye tabi olmadan her zaman açılabilir.

Boşanma davasında annenin, zina nedeniyle kusurlu olması velayetin anneye verilmesine engel teşkil etmez. Velayet düzenlenmesinde boşanma davasındaki kusurlara göre hareket edilmez. Velayette bakılması gereken tek kriter çocuğun üstün yararıdır. 

Annenin çalışıyor olması velayeti ona vermemek için yeterli bir sebep değildir. Örneğin; çocuğun yaşı çok küçükse, anne sevgisine ve bakımına muhtaç durumdaysa çocuk anneye bırakılacaktır. Ana yanında kalmasının çocuğun bedenî, fikrî, ahlâkî gelişmesine engel olacağı yönünde ciddî ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği takdirde ana bakım, şefkatine muhtaç çocuğun velayetinin anaya verilmesi gerekir.

Boşanma davasında velayetin anne veya babaya bırakılması durumunda velayet kendisine bırakılmayan tarafın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı saklıdır. Velayeti kendisine bırakılan anne veya baba, diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurmasını sürekli engellenmesi halinde velayetin kendisinden alınması söz konusudur.

Boşanma davalarının aksine bağımsız açılan velayet davaları veya boşanma davası içinde istenen velayet  kamu düzenindendir. Hakim resen inceleme yapar. Boşanma davalarında taleple bağlılık ilkesi geçerlidir. İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı sıkı şekilde uygulanır. Yani belli bir usule uygunluk aranır. Delil her zaman verilemez.

Oysaki velayet davalarında Yargıtay’da bile yeni delil sunulabilir. Delil serbestliği ilkesi geçerlidir. Yargılamanın herhangi bir aşamasında süreye tabi olmadan istediğiniz delili sunabilirsiniz. Çocuğun lehine hangi tarafta kalması onun yararına olacaksa ona göre velayet düzenlemesi yapılacaktır. Velayet davaları kesinleşmeden uygulanamaz.

Ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Boşanma davası ile velayet davalarının en önemli farkı budur. Velayet açısından boşanmadaki kusur oranları önemli değildir. Boşanmada velayetin kusursuz olan tarafa verileceği yolunda bir kural ya da zorunluluk yoktur.

Velayet düzenlemesi için hakim sosyal incelemeciyi tarafın isteği ile veya resen de atayabilir. Sosyal incelemeci, velayet için her iki tarafla da görüşüp çocuğun hangi tarafta kalması gerektiği hakkında rapor hazırlar ve bu  sosyal inceleme raporunu mahkemeye sunar. Genellikle uygulamada hakim sosyal inceleme raporuna göre karar vermektedir. Fakat şartlar değiştiğinde hakim yeniden sosyal inceleme raporu alınmasını da isteyebilir.

Ülkemizin 1990 yılında taraf olduğu Çocuk hakları sözleşmesinin  22. maddesine göre ;çocuklara kendisini ifade etme yaşına gelmişse kendisi ile ilgili önemli konularda görüşü alınarak bir yol izlenir. Yani çocuk idrak yaşını doldurmuşsa da Yargıtay görüşüne göre bu yaş 8 olarak  kabul edilmektedir. Hakim çocuğu mahkeme huzurunda da dinleyebilir.

Lakin bu bizim çok isteyerek başvurduğumuz bir yöntem değildir. Çocuğun örselenmemesi için hakim karşısına çıkmamasından yanayız. Çocuk, mahkeme huzurunda dinlense bile hakim çocuğun beyanı ile bağlı değildir. Çocuğun menfaatine göre velayet düzenlemesi yapar.

Her iki tarafta boşandığında çocuğun velayetini istemiyorsa mahkeme bu durumda çocuğa vasi atar. Boşanmış ve kendisine velayet bırakılmış eşin vefatı halinde de velayet kendiliğinden diğer tarafa geçmez, bu konuda hakim kararı gerekir. Boşanma davası sırasında velayeti kendisine bırakılan anne veya baba’nın ölümü halinde velayet sağ kalan eşe kendiliğinden geçmez. Sağ kalan taraf, mutlaka velayet davası açmalıdır.

 

Daha detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçiniz.

 

Hukuk Genel Kurulu     E:2001/2-308    K:2001/331

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki ” boşanma ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Niğde Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 10.7.2000 gün ve 2000/357 E. 2000/291 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 23.11.2000 gün ve 2000/12650 E. 2000/14661 K. sayılı ilamıyla; (..1-Davalı kocanın katılma yolu ile yaptığı temyizinin harçsız ve kayıtsız olması nedeniyle reddine,
2-Davacının velayet, nafaka ve kişisel ilişkiye ilişkin temyizine gelince; velayetin düzenlenmesinde çocuğun yararı esas alınır. Henüz bir yaşını bitirmemiş, ana bakım ve şefkatine muhtaç olan D’nın velayetinin anne yerine babaya verilmesi, velayeti anneye verilen 1997 doğumlu AC için iştirak nafakasına karar verilmemesi, kişisel ilişkinin çocukların yaşları dikkate alınmadan uygun olmayan süreçlerle düzenlenmesi doğru bulunmamıştır…..) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dosya içinde toplanan deliller yönünden tarafların müşterek çocuğu 11.7.1997 doğumlu AC hakkında iştirak nafakasının belirlenmesi gerektiğine göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 4.4.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

Her türlü avukatlık ve danışmanlık hizmeti için bizimle iletişime geçin. Whatsapp: 0545 190 06 07
Paylaş