Mirastan Mal kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?

Av. Ceren YANIK > Makaleler > Mirastan Mal kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?
  • Mirastan Mal kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir?

  • Haziran 6, 2021
Paylaş
Mirastan Mal kaçırma (Muris Muvazaası) 

Ölümüyle mirası gerçek kişilere intikal edecek kişiye muris denilmektedir. İrade ile irade beyanı arasındaki karşılıklı ve bilerek ve isteyerek yaratılan uyuşmazlığa muvazaa denir. Burada tarafların iradeleri ile beyanları arasında fark olmasının asıl sebebi, tarafları gerçekte yapmak istemedikleri bir işlemi yapmış gibi veya yaptıkları bir işlemi olduğundan farklı göstererek üçüncü kişileri aldatmaktır. Muvazaa mutlak ve nispi olmak üzere ikiye ayrılır.

Mutlak Muvazaa, gerçekte yapma niyetinde olmadıkları işlemi yapıyormuş gibi gösterirler. Mutlak muvazaa olması için muvazaalı işlem, muvazaa anlaşması ve aldatma kastı olmak üzere üç unsura ihtiyaç vardır. Nispi Muvazaa da gerçekte başka bir işlem yapmak istemelerine rağmen, 3. Kişilere karşı diğer bir işlemi yapıyor gibi davranırlar. Nispi muvazaada, muvazaalı işlem, muvazaa anlaşması ve aldatma kastının yanında gizli işlem unsuruna da ihtiyaç vardır.

Bir sözleşmenin türünün içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Uygulamada ve öğretide muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle bir nispi muvazaa türüdür.

Nispi muvazaada, miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Uygulamada sıklıkla rastladığımız örnekler tarafların görünürde satış sözleşmesi yapmaları ancak gizli işlem olarak bağışlama iradesinin olması veya görünürdeki işlem bağışlama iken gerçekte satış sözleşmesinin olmasıdır. Bunların nedeni önalım hakkının kullanılmaması ya da düşük harç ödemek için bu gibi hileli yollara başvurulmaktadır.

Yargıtay içtihatlarına göre; Muvazaalı işlem kesin hükümsüzdür. Gizlenen işlem ise kanuni şekil şartına uygun ise geçerlidir. 

 Tarafların gerçekte istemedikleri görünürdeki işlem olan nispi muvazaalı işlem, kesin olarak hükümsüzdür. Bunun nedeni de şöyledir; TBK madde 19 gereğince bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların ortak iradelerinin esas alınması gerekir. Ancak burada gerçek irade olmadığından muvazaalı işlem kesin hükümsüzdür.  Gizli işlem ise tarafların gerçek iradelerine uygun olduğundan gizli işlem kanun koyucunun aradığı şekil şartlarına uygunsa geçerli olacaktır.

Muris Muvazaasının Konusu Nedir?

Çoğunlukla uygulamada gördüğümüz muvazaa örnekleri:

*Baba veya annenin çocuklardan birine ev, araba, arsa vs taşınmaz devretmesi

*Babanın /Annenin taşınmazını önceki ya da sonraki evliliğinden olan çocuklarına satması veya devretmesi

*Uygulamada en çok karşılaştığımız örneklerden biri de babanın kız çocuklarından mal kaçırarak erkek çocuklarına malları devretmesi vs gibi işlemler  muris muvazaası davasının konusunu oluşturmaktadır.

Örneğin bazı durumlarda baba, kız çocuklarından mal kaçırmak için malları devretmek yerine erkek çocuğuna nakit vererek onun taşınmaz almasını sağlayabilir. Bu durumda muvazaaya dayalı tapu iptal davası açılamaz. Çünkü baba malları devretmediğinden ortada iptal edilecek tapu yoktur. Ancak bu gibi hallerde kız çocuklar, erkek kardeşe karşı saklı pay hakları zedelendiğinden tenkis davası açabilmesi mümkündür.

Muris Muvazaası Davasının Hukuki Niteliği:

Davanın hukuksal dayanağı yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanmaktadır.

*Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından,

*Gizli bağış sözleşmesi de MK’nin 706, TBK’nin 213 ve Tapu Kanunun 26. Maddelerinde öngörülen şekil koşullarını taşımadığından geçersizdir.

*Saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açılabilir. Dava açan mirasçının miras payı kadar tapu iptal ve tescili sağlanır.

*Muvazaa iddiası her türlü delille ispatlanabilir. Özellikle uygulamada bu davalarda tanık delilinin önemli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak hatırlatmak isteriz ki tanık için görgü tanığı olması gereklidir.

*Muvazaa davasının içinde tenkis talebi ileri sürülerek terditli olarak dava açılabilir. Saklı paylı mirasçılar muris muvazaası davasının içinde tenkis talebini de ileri sürebilirler.

*Resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan çap kaydının iptalini isteyebilirler.

*Bu davalar mirasçılar tarafından kendi miras payı oranında ya da tereke adına açılabilir. Mirasçılardan yalnız biri kendi miras payı oranında muris muvazaa davasını açabilir.

*Bu durumda tapunun muvazaa nedeniyle iptali ile hissesine düşen kısmın adına tescilini isteyebilir. Eğer taşınmazın tümünün iptalini isteniyorsa tüm mirasçılar davaya dahil edilmelidir.

*Eğer tereke adına açılmışsa taraf teşkili sağlanmalıdır.

Miras bırakan ölmeden bu davalar açılamaz.
Tenkis ve muris muvazaası davaları miras bırakan öldükten sonra açılmalıdır.

 

Muris Muvazaası Davasında İspat:

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleşiyle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Muris muvazaası davası ispatlanması kolay olmayan dava türlerinden bir tanesidir.
Yargıtay’ın kabul etmiş olduğu bazı emareler muvazaa olduğuna işaret etmektedir.

Bunlar;

*Ölümden kısa süre önce işlem yapılmış olması

*Hasta, yaşlıların yakınlarında bulunanların baskılarına karşı koyamamaları

*Erkek çocukların, kız çocuklarına göre toplumda daha üstün tutulması

*İkinci veya son eş faktörü

*Miras bırakan ikinci kez evlendiyse ona yapılan kazandırmalar

*Zayıf durumda olan mirasçının güçlendirmesi gibi nedenlerle muvazaalı işlem yapılmaktadır.

Muvazaanın varlığı tespit edilirken birtakım kriterlere bakılmaktadır. Yargıtay’ın belirlediği bu kriterler:
Miras Bırakanın Gerçek İradesinin Ortaya Konulabilmesi İçin

*Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri

*Toplumsal eğilimler

*Olayların olağan akışı

*Miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı

*Miras bırakanın satma ihtiyacının olup olmadığı, davalının ödeme gücünün olup olmadığı

*Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark

*Taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki (murisle davalının uzun süre birlikte oturmaları, davalının uzun süre ona bakması) gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Muris Muvazaasında Davanın Reddi Gerektiren Durumlar Nelerdir?
Muris Muvazaasının İstisnaları:

Yargıtay’ın belirlediği bazı durumlarda muvazaa olmayacağı kabul edilmiştir.

Bunlar;

*Elden bağış yapılması

*denkleştirmeye tabi bağış yapılması

*Evlilik sözleşmesinin varlığı durumunda yapılan işlemler

*Kadastro tespiti sırasında murisin irade beyanında bulunması

*Murisin evlat edinmesine karşı, mirasçıların muvazaa iddiası dinlenmez.

*Murisin borçlandırıcı işlem yapması gibi durumlar muris muvazaasının istisnalarıdır.

*Miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa, bu durumda murisin mal kaçırmak kastından söz edilemeyeceğinden böyle bir olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamaz ve dolayısı ile muris muvazaası davası redde mahkum olur.

*Muris gerçekte bedelini bizzat ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazı, mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi (davalı) adına kaydettirmesi halinde 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı Yargıtay İBK uygulama yeri bulmaz. 01.04.1974 tarih,1/2 sayılı Yargıtay İBK, konusu ve sonuç bölümü itibariyle, murisin kendi üzerindeki tapulu taşınmazlar yönünden yaptığı temliki işlemler için bağlayıcıdır.

Muris Muvazaası Davası Ne Zaman Açılabilir?

Muris muvazaasında dava hakkı miras bırakanın ölümü ile doğar.  Hakkı zedelenen mirasçılar muvazaa iddiasında dayanarak Tapu Sicilinin Düzeltilmesi (TMK 1025) davası açabilir.

Bu davayı tüm mirasçılar açabilir. Davacı mirasbırakanın halefi olarak değil miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayanarak dava açmaktadır.

Davalı ise muvazaa ile temlik edilen taşınmazı devralan kişi veya onun mirasçısı ya da kötüniyetli olarak  yolsuz tescili gerçekleşen kişiye karşı açılacaktır.

Muris muvazaası iddiasına dayanan davalar, terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliği taşıdığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman dava açılabilir.

Muris muvazaasının herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuralının istisnası miras bırakanın kadastro tespitinden önce ölmesi halidir. Ölümün kadastro tespitinden önce gerçekleşmesi halinde mirasçılar tarafından açılacak davanın kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. Maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur. Aksi halde, davanın hal düşürücü süre geçtiğinden reddi gerekir.

Muris Muvazaası Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme Nedir?

Muris muvazaasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Davaya konu olan taşınmazlar birden fazla ise taşınmalardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Muris muvazaası ile tenkis birlikte açılmışsa yetkili mahkeme yine taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olacaktır.

Muris Muvazaası Davasında Ecrimisil Talep Edilebilir Mi?

Muris muvazaasında ecrimisil istenebilir. Bunu ikiye ayırarak incelememiz gerekir. Davalı iyiniyetli ise; tapu sicili düzeltilmesi davasının ecrimisil kesinleştiği tarihten itibaren, dava tarihine kadar ecrimisil istenir.

Davalının kötüniyetli olduğu durumda ise murisin ölümünden başlayarak ecrimisilin talep edildiği dava tarihine kadar ecrimisil istenmesi mümkündür. Ecrimisil istemleri, talep edilen dava tarihinden geriye dönük beş yıllık zamanaşımına tabidir.

Muris Muvazaası ile Tenkis Birlikte İstenebilir Mi?

Muvazaa davasının içinde tenkis talebi ileri sürülerek terditli olarak dava açılabilir. Saklı paylı mirasçılar muris muvazaası davasının içinde tenkis talebini de ileri sürebileceğini söylemiştik.

Öncelikle tenkisin tanımını yapmak gerekirse tenkis kelime anlamı olarak tenkis eksiltme, azaltma anlamına gelir. Tenkis Davası: Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkına yaptığı tecavüzün giderilmesi ve miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine çekilmesi için açılan bir davadır.

Tenkis davası miras hukukuna ilişkin bir dava olup murisin (miras bırakanın) ölümü halinde açılabilen bir davadır. Muris sağ iken bu davanın açılması mümkün değildir. Tenkis davası, miras bırakanın bazı mirasçılar aleyhine mirastan mal kaçırma işlemlerine karşı oldukça etkili bir hukuk davasıdır.

Tenkis davasında tapu iptali yerine fazla alınanın paranın iadesi istenir. Tenkis davasını yalnızca saklı paylı mirasçılar açabilir. Saklı paylı mirasçıları sayacak olursak; altsoy, eş, anne ve babadır. Bunlar dışında kimse tenkis davası açamaz.

TMK 565. Maddesinde tenkise tabi kazandırmalar ifade edilmiştir. Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabidir:

* Miras bırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlar arası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,

* Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,

* Miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,

*Miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Tenkis davası, saklı paylı mirasçıların paylarının zedelendiğini öğrendiğinden itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır. Bununla birlikte herhalde miras bırakanın ölümü tarihinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır.

Tenkis davasında mahkeme resen delil toplar. Tenkis davalarında murisin tüm malvarlığı saptanmalı ve ona göre hesap yapılmalıdır. Bu yüzden de davanın her aşamasında murisin yeni taşınmazlarını davaya dahil edilebilir. Tenkis hesabı yapılırken murisin temlik içi ve temlik dışı terekesi hesaba katılır. Terekenin ölüm tarihi itibariyle değeri ve özellikleri belirtilir. Buna göre murisin tüm malvarlığı saptanır, borçlar çıkarıldıktan sonra net tereke bulunur. Net tereke içinde saklı paya ihlaller olup olmadığı tespit edilir.

Tenkise Tabi Olmayan Haller Nelerdir?

Yargıtay bazı hallerde tenkis davası açılamayacağını kabule etmiştir. Bunlar;

*Miras bırakanın mali sıkıntı nedeniyle malı değerinden düşük bir fiyata satması

* Miras bırakanın minnet borcunu ödemesi ya da onu iyi bir işe teşvik amacıyla yaptığı satıştaki değer farkı

*Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde katlanılması ondan istenemeyecek kadar külfet taşıdığı takdirde eşler arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde bakım ağır ve külfetli ise eşler arasında yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi tenkise tabi olmaz.

 

Daha detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Paylaş