Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu Nedir?

Av. Ceren YANIK > Makaleler > Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu Nedir?
  • Kira Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu Nedir?

  • Temmuz 8, 2021
Paylaş
Kira Sözleşmesinde Kefil

Ticari hayatın sürekliliği nedeniyle kira sözleşmelerinde kefil kaydına sıklıkla başvurulmaktadır. Kira sözleşmesi açısından kefilin sorumlu olması ve  kefaletin geçerli olması için kanundaki belirli şartları taşıması gerekmektedir. Aksi halde kefil, kira borcundan sorumlu olmayacak ve  kira sözleşmesinde TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartına uyulmadığından kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır.

Kefaletin birden çok türü olsa da çoğunlukla kira sözleşmelerinde müteselsil kefalet düzenlenmektedir. Müteselsil kefaletin mevcudiyeti için müteselsil kefalet altına girmek iradesi akitten açıkça anlaşılmalıdır.

Müteselsil kefalette, alacaklı, asıl borçluya gitmeden doğrudan doğruya kefile başvurabilir.

Buna göre müteselsil kefalet, kefilin sorumluluğunun tali olmadığı bir kefalettir; başka bir deyimle bu çeşit kefalette kefil tartışma def’inden ve önce rehnin paraya çevrilmesi definden yararlanamaz

Borçlar Kanununun 583. maddesinde müteselsil kefalet düzenlenmiştir.  Hükme göre ; ‘‘Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.”

Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Kanunda belirtildiği üzere kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür.

Yargıtay’a göre kira sözleşmelerindeki kefaletler bakımından şu saptamalar yapılabilmektedir:

Yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca, kiracının ödemekle yükümlü bulunduğu kira paralarından, kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir; kefil, sorumluluğunun kapsamını ve sınırlarını bilmektedir.

Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir.

Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Eş söyleyişle, ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Hakim, bu yönleri resen dikkate almakla yükümlüdür.

 

Daha detaylı bilgi için lütfen bizimle iletişime geçiniz.

 

 Yargıtay 3. Hukuk Dairesi     2017/2709 E.  2017/4211 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y  K A R A R I

Davacı vekili, Dava dışı…le davalı şirket arasında 01.10.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, davacının bu kira kontratına müşterek ve müteselsilen kefil olduğunu, kiracının 2010 yılı Mart ayına ait kira borcunu ödemediğinden davalı alacaklının …n 2014/8093 esas sayılı dosyasıyla kefil aleyhine icra takibine başladığını, sözleşmenin 4.2. maddesinde uzayan döneme ilişkin sorumluluğunun devam ettiği belirtilse de hangi miktar ve hangi süre ile sorumluluğun sınırlandırıldığının açık olmadığını belirterek icra takibine konu edilen borçtan sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin 4.2 maddesi ile sözleşmenin imza kısmında sözleşmenin uzayan dönemlerinde de kefilin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Takipte dayanılan ve hükme esas alınan kira sözleşmesi 01.20.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Davalı sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.3.2006 gün ve 2006/6-78 Esas, 2006/88 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi hükmü gereğince, yazılı şekilde düzenlenmiş, süresi ve ödenecek kira paralarının miktarı açıkça gösterilmiş bir kira sözleşmesini kiracının kefili sıfatıyla imzalayan kişi; sözleşmede gösterilen kira süresi boyunca kefil sıfatıyla kiralayana karşı sorumludur. Zira, böylesi bir durumda, kefilin sorumluluğu süre ve miktar itibariyle belirlidir. Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’un 11. maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede kararlaştırılmış olması, bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.
Olayımızda, kefaletin sözleşmenin herhangi bir nedenle uzaması halinde de devam edeceği belirtilmiş ise de; kefilin gerek sorumlu olacağı süre gerekse azami miktar gösterilmemiş olduğu için müşterek müteselsil kefilin sorumluluğu sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 01.10.2010 tarihinden bitiş tarihi olan 31.12.2010 tarihine kadardır. Davalının başlatmış olduğu icra takibi kefilin sorumlu olduğu bu dönemden sonra gelen 2014 yılı Mart ayı kira bedeline ilişkin olduğundan kefilin sorumluluk süresi dışındadır. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Paylaş